92406 kayıt bulundu.
1. -i , -i , halk ağzında , halk ağzında , -i , -i , halk ağzında , halk ağzında , Ağaçların gençleşmesi için dallarını budamak
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Saçları dökülmek, dazlaklaşmak
2. Taşıt lastikleri, dişleri aşınıp yüzeyi düz bir duruma gelmek
1. isim , isim , isim , isim , Karpuz veya kavunun ham olma durumu
2. Başın tüysüz veya dazlak olma durumu
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Bilgisizlik, görgüsüzlük
kabakulak otu
1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Tükürük bezlerinin, özellikle kulak altı bezlerinin iltihaplanmasıyla beliren bulaşıcı, salgın ve ateşli bir hastalık, kabaşiş, yazma (I)
1. Her ikisi de şimdiye değin kabakulak geçirmemiş olduklarından, uzak durmaları gerekiyordu kardeşimden.
1. Her ikisi de şimdiye değin kabakulak geçirmemiş olduklarından, uzak durmaları gerekiyordu kardeşimden.
Telaffuz : kaba'kulak
1. kabakulak hastalığına yakalanmak
1. Ahmet kabakulak oldu, üç hafta evden dışarıya çıkamadı.
1. Ahmet kabakulak oldu, üç hafta evden dışarıya çıkamadı.
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Lohusa otu
1. zarf , zarf , ticaret , ticaret , zarf , zarf , ticaret , ticaret , Götürü, toptan
Lisan : Arapça ḳabāle
1. isim , isim , isim , isim , Doğaüstü varlıklarla ilişki kurma sanatı
2. din bilgisi , din bilgisi , din bilgisi , din bilgisi , Yahudilerde, yazılı olarak konulmuş olan Tanrı kanunlarının yanında, ağızdan ağıza geçen din buyruklarının, İbrani felsefesinin ve efsane yazılarının tamamı
3. din bilgisi , din bilgisi , din bilgisi , din bilgisi , Bu öğretinin yandaşlarının tamamı
Lisan : İngilizce cabala
Telaffuz : kaba'la
1. isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , Kabala (I) konusunda uzmanlaşmış kimse, kabala ile uğraşan kişi
1. isim , isim , tarih , tarih , isim , isim , tarih , tarih , Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunda kullanılmış olan, şapkaya benzeyen bir başlık türü
1. Kendisi, ayağında postallar, sırtında kaput, başında kabalak, Çanakkale cehenneminde askerliğini yaparken...
1. Kendisi, ayağında postallar, sırtında kaput, başında kabalak, Çanakkale cehenneminde askerliğini yaparken...
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , bitki bilimi , bitki bilimi , Kabak yaprakları biçiminde etli ve tüylü yaprakları olan, kırlarda ve su kenarlarında yetişen bir bitki
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kaba bir duruma gelmek, irileşmek
2. Kabalık etmek, görgü ve incelikten yoksun söz söylemek
1. isim , isim , isim , isim , Kabalaştırmak işi
1. Hiçbir sövme, kötü yerme, kalp kırma, küçümseme, kabalaştırma, çirkinleştirme, soğutma, tiksindirme edası edep ölçülerine uymaz.
1. Hiçbir sövme, kötü yerme, kalp kırma, küçümseme, kabalaştırma, çirkinleştirme, soğutma, tiksindirme edası edep ölçülerine uymaz.
1. -i , -i , -i , -i , Kaba bir duruma getirmek, kabalaşmasına sebep olmak
1. isim , isim , isim , isim , Kaba olma durumu
2. Kaba davranış, nezaketsizlik, huşunet
1. Bu kabalığımı şimdiki vaziyetime bağışlayınız.
1. Bu kabalığımı şimdiki vaziyetime bağışlayınız.
1. isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , Kabalacı (I)
1. Şair, âlim, mütefennin, feylesof, mutasavvıf ve kabalist olduğu kadar hayalperverdi.
1. Şair, âlim, mütefennin, feylesof, mutasavvıf ve kabalist olduğu kadar hayalperverdi.
Lisan : Fransızca cabaliste
1. -i , -i , halk ağzında , halk ağzında , -i , -i , halk ağzında , halk ağzında , Maden ocaklarında galerileri direklerle pekiştirmek
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Dik yokuş
2. Tepe
1. Seher vakti keklik çıkar kabana / Sallandıkça püskül değer tabana
1. Seher vakti keklik çıkar kabana / Sallandıkça püskül değer tabana
Lisan : Ermenice